Güne Erken Başlamak

Artık sonbaharın kendini iyice belli etmesiyle birlikte, her geçen gün güneş biraz daha geç doğarken hava da buna bağlı olarak daha geç ısınıyor. Yazın sabah 5’ten sonra kendini iyice belli eden güneş, artık belki 8’den önce yüzümüze gülmüyor. Biraz da ışığa duyarlı olanlar yazın 6 gibi erken saatlerde zımba gibi kalkabilirlerken, gökyüzünün artık yavaştan kapalı olmaya başladığı bu günlerde -yazıyı Ankara’dan yazıyorum, birçok Ankaralı şuan ne demek istediğimi anlamıştır 🙂 – belki 7-8’den önce günün başladığının farkında olmuyor. Bir de oda, kalkınca yüzünüzü yıkayacağınız su o kadar soğukken sıcacık battaniyelere sarılıp yatmak yok mu… Bunu yazarken bile odama koşup battaniyemin altına giresim geliyor açıkçası. Yani sonbahar iyi güzel de bu hava değişimi çok fena çok.

Haliyle yazın güne 6-7 gibi erken saatlerde başlayabiliyorken hem soğuk hem kapalı hava gündüz insanı pek de motive etmiyor açıkçası ve çok normal saatlerde bile insan kendinde güne başlayacak enerjiyi bulamayabiliyor. Bir de okulu veya etütü olmayan, yani kendisini sabah belli bir saatte kalkmaya itecek bir güç olmayan mezunlar veya açık lise okuyan arkadaşların vay haline! Artık 9’da 10’da esneye esneye uyananlar mı dersiniz, kahvaltıyı 11’e sarkıtıp 12’de anca kendine gelebilenler mi dersiniz. Durun bir dakika…

Yoksa siz de mi onlardan birisiniz?

güne erken başlamak
güne erken başlamak

Öyleyse artık sizinle biraz ciddi konuşmanın zamanı geldi. Evet mevsim geçişleri hepimizi etkiliyor, evet ben de 8.30 dersine ağlaya ağlaya gidiyorum. Ama ister öğrenci olan ister yetişkin, hayatın genel akışı bu şekilde. 6-7 gibi erken yaşlardan itibaren anaokulu- okul- üniversite- iş gibi bu düzenin içinde olan ve bir şekilde yaşanması gereken bu süreçte maalesef ki keyfine pek düşkün olanlara yer yok. Evet biraz sert oldu, ama gerçek bu şekilde. Biliyorum 8’de 9’da uyanmak ne tatlıdır, evde bir serpme kahvaltı hazırlayıp uzata uzata sofra başında oturmak ne keyiflidir ama siz de şunu bilin ki siz çalışmayı öğlene kadar ertelediğinizde, birileri o sürede belki okulu- etütü bitirmiş, belki kendi çalışmasıyla 2-3 konuya çalışmış. Yani herkes sizin gibi değil, dünya sizinle birlikte dönmüyor, herkes kendi amacı için bir şeyler yapıyor. Ve amaçladığı yere ulaşacak olanlar da aslında en çok fedakarlıkta bulunabilenlerdir. Şimdi bu sorumluluğu erteleseniz, yarın üniversitede erteleyemezsiniz. Hadi onu da bir şekilde atlattınız, iş hayatında bu lüksü bulamazsınız.

Ayrıca fark ettiniz mi bilmem ama erken kalkıp bir şeyleri halletmek hem psikolojik olarak iyi geliyor, hem bedeniniz açılıyor kendinizde daha fazla şeyleri yapabilecek enerjiyi buluyorsunuz. 11 gibi geç bir saatte kalkıp 1’de anca oturan birinin çalışmak için bulacağı enerjiyle; 6-7’de kalkıp 8’de dersin başında olanın enerjisi bir olmuyor. Gün içinde zaman ilerledikçe motivasyonları da aynı olmuyor, akşam yatağa girince uyuyacakları huzurlu uyku da.

Bu yüzden biraz çaba gösterelim, şu bir alışkanlığı kazanmak için söylenen 21 kuralını uygulamaya çalışalım. Görecekseniz, her geçen gün bir şeyleri yapmak için kendinizde daha çok güç bulacaksınız!

 

 

 

Diğer yazılarımıza göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ayrıca her türden yazıların yayımlandığı Unifestal’a buradan ulaşabilirsiniz.



Bir cevap yazın