Sınav Senesi En Büyük Düşmanımız: Sosyal Medya

Sosyal medya, hayatıma girdiğini zamandan bu yana düşünürsek, şu sıralar adeta altın çağını yaşıyor diyebiliriz. İlk başlarda bağımlısı olma konusunda gençliği suçluyorsak da şimdi hemen her yaştan insanın kullandığını ve bırakamadığını görüyoruz. Daha konuşmayı bilmeden Youtube’yi nasıl kullanacağını bilen bebekler, instagram- facebook hesabı olan neneler, dedeler… İnsanlar korkunç bir şekilde bu akımın içinde sürükleniyor, arada bir başımı kaldırıp “İyice kölesi olduk bu mecranın, koca bir zaman kaybı adeta!” deyip tekrar rutinlerine dönüyor. Ve bu zararlar her yaştaki kullanıcıyı etkilese de, bugünkü konumuz olan gençlerdeki (sınav zamanındaki öğrencilerdeki) zararlı etkileri tartışmasız önde geliyor.

Ne Var Bu Sosyal Medyada?

Gerekli gereksiz videolar, her anını, konumunu, yediğini içtiğini paylaşma ve beğendirme merakı, dakika başı kontrol edilen beğenme artışları… İnsan hayatı artık neredeyse bunlar üzerine kurulu olmaya başladı. Ve gençler de, özellikle sınav döneminde olanlar da, bunlardan geri kalmıyor artık. Okulda- etütte, çalışırken, dinlenirken, yolda yürürken yani her an ellerinde, saatlerce bakabiliyorlar. Ders çalışırken verilen 10 dakikalık ra, telefonun ele alınmasıyla yarım saate çıkıyor. Yatmadan bir 5 dakika bakayım, derken o “bir bakmalar” gece 1-2’ye kadar sürüyor. 

sosyal medyanın hayatımıza etkileri
sosyal medyanın hayatımıza etkileri

Boşa vakit kaybını bir kenara bırakalım, o zaten hepimizin malumu. Ders çalışmaktan ne kadar uzaklaştırdığını, odaklanmanızı ne kadar bozduğunu siz de biliyorsunuz da dile getirilmiyor nedense. Getirilse de çözmek için bir adım atıldığı yok zaten. Sizi ne kadar meşgul ettiğini de geçelim, fiziksel ve psikolojik birçok hasara da yol açıyor. Oluşturduğu psikolojik sorunlar zaten derhal çözülmeli, insanları birbirini kıskandırmaya, şatafat ve sahip olduklarıyla övünmeye, daha fazlasını istemeye, başkalarıyla yarıştırmayı teşvik etmeye sınırsız olanak sağlayan korkunç bir yer. Gençlerde “Onda var bende niye yok?” düşüncesini derinlemesine yerleştirdiği doğru. Olduğundan farklı göstermeye ve zamanla asıl kendinden uzaklaşıp milletin “beğeneceği” birine dönüşmek gençleri yalnızlığa itiyor. Gerçek hayattaki sorunlardan, sınav stresi veya ailevi problemlerden kaçmak için bir çıkış yolu olarak kullansalar da, zamanla asıl hasarı oradan alıyorlar.

Tüm Sorun Bu Kadar mı?

Dahası, sürekli ekrana bakmak boyunda ve gözlerde sorunlara da yol açıyor. Sürekli gama ışınlarına ve radyasyona maruz kalıyor; bu ışınlar meme kanseri, zeka geriliği ve öğrenmede güçlük gibi birçok şeye sebep oluyor. Gözleri, doğal olarak bedenleri erken yoruluyor, sürekli baş ağrısı problemi yaşıyorlar. 

Tüm bunlar, bir de sınav senesinin verdiği stresle öğrenci bir kaçış yolu olarak görmesine rağmen bir süre sonra kendisinden kaçınacağı korkunç sorunlar yaratıyor. Zaten psikolojik bir sınavın da verildiği bu dönemde sosyal medyanın yararlı yanlarını değerlendirmek önemli. Bizden alacağı zamana karşılık bize bir şeyler katması gerek. Yani kim nereye gitmiş, ne giymiş bunlara bakacağımıza; öğrenmeye, araştırmaya yeri geldiğinde eğlenmeye kullanmak ve bunun da zamanını ve dozunu ayarlamak, sosyal medyayı en azından hayatımızda bu kadar yer edinmesine değen bir mecra haline getirir.

 

 

Diğer yazılarımıza göz atmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Ayrıca her türden yazıların yayımlandığı Unifestal’a buradan ulaşabilirsiniz.

 



Bir cevap yazın